kırmızı

9/7/2006 - ;

kar-arsız mıyım neyim...

her an herşeyin değişebileceğini düşündüğüm, birgün mutlaka daha iyisinin olacağına inandığım umutsuz bir dünyada hâlâ birşeylere şekil vermeye çalışıyorum. ama olmuyor, aksak yağız atlar çiziyorum her seferinde; o da en iyi ihtimalle mahallenin uyuz sütçü beygirine dönüşüyor. “doğan görünümlü şahin” değil de tersi sanki...

ya da ne bileyim, noktalı virgül gibi sanki. nokta mı virgül mü, dursun mu devam mı etsin belirsiz. iki arada bir derede. acımakla özenme arasında tiksindirici bir hayranlık uyandıran sefil bir karizma kar-arsızlığı.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/11/2005 - ayna

     Günlerdir karşıma koskocaman bir ayna çıkıp duruyor...

 

Bir başkasının gözünde kim olduğunu (ya da olmadığını), onun sana nerede, ne zaman ve nasıl davrandığının ötesinde- bunu neden yaptığını - kendisi üçüncü bir kişiye yaptığında farkediyor insan.

 

... ve bu her ikisinin yerinde olmaktan çok daha zor.

 

27.01.2006
''kendimizi başkalarının gözleriyle görebilseydik, derhal ortadan kaybolurduk.''e.m.cioran

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/11/2005 - sivri

İnanması zor biliyorum, kasım ayının ortasındayız ama dün gece yattıktan iki dakika sonra kulağımın dibinden bir vızıltı geçti... Ben de aynen sizin gibi “hadi canııım...” dedim ama duvardaki ışığı yaktığımda gerçekten de bir sivri sinek vardı! Hayvan bir de abartıp sol omuzuma konunca, en pratik çözüm olarak annemi çağırdım tabi. Kış sivrisi sanıyorum biraz aptal oluyor ki, ben sesimi duyurup da annem gelene kadar, hatta kafasına küüt diye vurulana kadar kıpırdamadan kaldı orda. –benim bildiğim hiç bir sinek o kadar tantana içinde iki saniyeden fazla aynı noktada durmaz, kaldı ki bu sivri sinek...

 

Bu sabah kahvaltıda annem “kışın ortasında nerden buldun sivriyi” diyince konuşmaya başladık. Hakkaten de en olmayacak şeyler niyeyse benim başıma geldiyordu... En son, omuzumda evcil hayvan gibi konup beklemesiyle dalga geçiyordum ki, “belki de  seni sevmiştir” dedi annem “ama biz vurup öldürdük hayvanı”. Güldük tabii bu lafa... Ama sonraki cümle çoktandır arayıp da bulamadığım, kuramadığım özetiydi aklımdakilerin.

“Demek ki, insan her sevgiyi istemiyor.”

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/11/2005 - soğuk

ne kadar güçlüsün... hiç mi yorulmuyorsun... çok sertsin... soğuksun...

 

Yaslanacak bir insan bulamadığımdandır, sırtımı çoktandır bir duvara dayadım. Sabit, sert ve güçlü... Değil yorulmak, yumruk yesem yine birşey olmuyor –canımın acımasından başka.

O yüzden böyle güçlüyüm (sanıyorlar), yorulsam da bilinmiyor. Bir insanın sıcaklığı yerine, yıllar geçtikçe duvarın soğuğu geçti üstüme. Gittikçe soğuyor, soğudukça da sertleşiyorum...üşüyorum.........

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/9/2005 - Bazen de giderler...

 

hem de birden bire, küt diye... Daha önce denenmiştir; hiçbir şey söylemediğinde de sonuç aynı, gönülsüzce “git...” dediğinde de; hep gittiler, değil mi? Geriye son bir seçenek vardır elinde, son bir cesaret.....“git-me...”

desen de,

o kararını çoktan verdiğinden, sana gidişini seyretmekten başka yapacak birşey kalmamıştır. Son cesaretin ortaya çıkardığı esaret  tortulanır yine bir köşede ve farkedersin ki

Belki de dünyanın en garip sözcüğü, ağlarken söylenen “güle güle” .....

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kırmızı birşeyler görmeyi beklerken fazla mı karanlık geldi? herşey beklediğin ya da sandığın gibi olmayabilir hayatta... veya şimdiye kadar kırmızı diye bildiğin renk aslında böyle birşeydir belki, kim bilir...

Kategoriler

Kategori yok

Arkadaşlarım