8/5/2005 - demlik
“Artık gitmem lazım; çok geç kaldım.”
Önündeki kağıda bunları yazdıktan sonra üzerine kalemi yavaşça bıraktı nefesiyle birlikte....
“Sen de gel o zaman. Boğaza karşı kiralarız evi.”
“Oldu, hemen... İyi para verdiler anlaşılan. Nasıl olacak o iş?”
İçinden çıkılamayan her ciddi durum gibi yarı şakayla kurtulmak istemişti ikisi de ama olmadı. Arka taraftaki adamla kadının hep karşılaştıklarında tekrarlanan saçma ama bir o kadar da kibar konuşmaları da yandan gelen müzik sesi de yok olmuştu bir süredir. Sadece geniş bir pencereden görünen bulvar, bulvarın ve şehrin ışıkları. İşin garip tarafı karşılıklı oturmalarına ve aralarında en fazla bir adım boşluk olmasına rağmen birbirlerinin yüzlerine bile saniyelik bakışlarla döndüklerinden, şehre tepeden bakarken gerçekten konuşup konuşmadıklarından kendileri bile emin değildiler.
“Bari görüşmeye gitmeme izin ver.”
İşte şimdi ne şehir kaldı ne de şehrin ışıkları. Daha da kötüsü, evet kesinlikle bu bir hayal değil, hele komik hiç değil. Pencereden arada bir ayrılan bakışları nasıl olduysa aynı anı seçmiş, farkedilince de oldukları yerde öylece donakalmıştı. Kaçamadan...
“İlk kez seninle ilgisi yok” diye içinden geçirerek sağa sola salladığı Alphonso’yu. Fondaki müzik Santana- You Are My Kind.. “Kahretsin........”
“Dediğin olsun. Neyse, hadi ben gidiyorum.”
“Nereye?”
“Eve...” Ne ki şimdi? Gerçek bir soru değil bu...
“... Ama tabi sen bunu göremeyeceksin.” Sahte bir şaka... şaka bile değil, düpe düz gerçek.
“Gelirim ya, niye gelmeyeyim ki?!”
Tonlama ve mimiklerin cümlelerin gerçekliğiyle tamamen zıt olduğu anlardan biri daha işte. İnsanların belki de farkında olmadan en çok yaptıkları şeylerden biri, aslında bulundukları durumdan farklı bir ruh halinde görünmeye çalışarak tam olarak ne düşündüğünü ya da bir yalanı söylemek. Biri gerçek biri yalan, ama yöntem aynı. Ne farkeder ki? Herkes aynı şeyi yaptığından, aslında kimin ne demek istediğini gayet iyi biliyorlar.
“Tabi tabi...” İnanmak istiyorum!!
“Gelirsem utanırsın bak” Ne diyorum ben??! Niye güldüm ki?
“Sen gel, ben utanırım.. hiç merak etme.” Ne kadar ciddi çıktı sesim böyle!
Ne kadar ciddi çıktı sesi böyle!
Tonlamalar ve mimikleri değiş tokuş etmek “oynadığın oyunu biliyorum” demenin en kolay yolu...
Aramasan da burda olduğunu biliyorum. Sen de bildiğimi biliyorsun.
|