14/2/2003 - trial version
Uyduruk bir ayakkabıyı bile deneyip, iki adım atmadan almıyorken,
Ne garip değil mi, insan sahip olduğu en değerli şeyi, hayatını deneyemeden sürdürmek zorunda.
Ayağına geçirdikten, abartıp üç beş adım yürüdükten sonra yaptığın seçimin yanlış olduğunu –hatta aslında pek de beğenmediğini – görürsen, rahatlıkla o pabucu çıkarıp başka birini seçebilirsin, hem de defalarca ! (tabi tezgahtar tarafındandan kovulmazsan :) O zaman da en kötü ihtimal, gider başka dükkana girersin)
Peki hayatı iyi oynamak için iyi olasılık mı bilmek gerekir? Karar teorisi? Sanmam...... "Olasılık" varsa, trilyonda bir bile olsa "olmayasılık" da var demektir (istersen buna sen de herkes gibi "sürpriz" veya belki "mucize" de diyebilirsin. Mucize, bir olmayasılığın ortaya çıkmasıdır sadece.)
O zaman niye hayat boyu yaptıkların –ya da yapmadıkların- sonrasında yaşayacakların veya kaçıracaklarını da göstermiyorlar. Her insan bir başrol oynayacağı –ki bu oyun aslında basitçe ve sadece kendi hayatıdır- düşüncesinin sarhoşluğuyla, senaryoyu okumadan kabul etmeye razı olur doğmadan önce.
Ama ben akıllandım, birdahaki sefere en azından deneme süresi isteyeceğim yeni hayatımdaki her seçim noktasında. Seni de uyarayım dedim.......gelecek sefer anlaşmayı okumadan imzalama .
|